Eşimin Yalanları

2 lisans, 2 de yüksek lisans olmak üzere 4 üniversite bitirdim. Boşanma davasını ben açtım, boşanma sürecim halen devam etmektedir.

Boşanmaya götüren nedenler;

Ana neden eşimin yalanları ve büyü takıntısıdır. Evlenmeden önce eşim “Anaokulu öğretmeniyim” diyordu. Ayrıca 13 sene önce babasının öldüğünü söylemişti. Hatta nişan-düğün davetiyelerde babasının ismi yoktu. Evlendikten sonra öğretmen olmadığını lise mezunu olduğunu öğrendim. Evlendikten 3 sene sonra çocuğumuz oldu. Bir daire aldık. Daire aldıktan sonra, ölmüş zannettiğim babası ortaya çıktı. Ayrıca evde her köşede Arapçaya benzer yazılar vardı, çocuğun boynuna da muska yaptırdı, büyücülere para yedirdi. Boşanma davamın ilk celsesinde benden 200 bin maddi + 150 bin manevi toplam 350 bin tazminat ve 2 bin tedbir 1.500 TL çocuk iştirak nafakası olmak üzere toplam 3 bin 500 TL bin nafaka istedi. Hakim 300 TL tedbir ve 300 TL iştirak nafakasına karar verdi, ayrıca çocuğumu her Çarşamba ve Cumartesi görebileceğimi söyledi. Bu süreçten sonra çocuğumu hep icra ile almak zorunda kaldım, göstermedi. İcra ile alamadığım çok zamanlar oldu her sefer için icraya 300 TL veriyordum.
Ben ve çevremdekilere, çocuğumu göstermemek için bir çok iftira attı. Çok komik sebeplerden defalarca uzaklaştırma aldım. En sonunda çocuğumu il dışına, İstanbul’dan Ankara’ya kaçırdı. Ben de “çocuğumu kaçırdı” diye icra davası açtım. Çocuğumu 1 senede sadece 5-6 kez görebildim. Bu konuda her yerden yardım istedim, bimer, cimer şikayetim var, alo 183, sosyal hizmetler il, ilçe müdürlükleri… Hiç biri yardımcı olamadı. Ben de onlarca icra, polis tutanakları var. Boşanma haricinde 5 tane ceza, 3 tane icra davamızda devam ediyor.

İsimsiz

8 hakkında “Eşimin Yalanları” görüş

  1. merhaba aylık geliriniz ne kadar ve gerçekte 300tl nafaka mı ödüyorsunuz?
    benim iki çocuk var 4 ve 1 yaşında boşanma davam var aylık gelirim 5000tl nafaka ne kadar çıkar tahminen?

  2. Sizi bosaniyor olmasamda desteklerdim.
    4 senelik evliligin sadece 2 senesi beraberlikle gecmis ve ortak cocuk yok.
    ” EVLENMEM IMAM NIKAHI YAPARIM, CALISMAM SENDEN ÖMÜR BOYU CATIR-CATIR NAFAKAMI ALIRIM VERMEZSEN SENI HAPSE ATTIRIRIM ”
    bu düsüncedeki insanin zaten nasil bir karakter yapisina sahip oldugunu gösteriyor, objektif olarak degerlendirildiginde cok cabuk anlasilacagi gibi medeni kanununun bazi maddelerini kötüye kullanmak oldugu görülüyor.
    Ilgili Bakanliklarin baska cagdas ülkelerdeki kanunlarida inceleyerek, Ülkemizdeki zor duruma düsmüs magdurlarin problemlerini cözmelerini rica ederim.

  3. Merhaba ben 2016 agustos ayında evlendim eşimle geçinemedik ve eylül ayında boşanma davası açtım lakin darp etmediğim halde darp raporu almıştır ve mahkeme de bunu kullanmıştır.Lakin darp raporunun içerisinde darp cebir ve ize rastlanamamıştır yazmasına rağmen bayan hakim hemcinsinin tarafını tutarak ve kanunların kadınlara verdiği yetkiye dayanarak raporun içeriğini ve ceza davasında ki beraatimi suçsuzluğu mu göz önünde bulundurmayarak 30 gün sürmüş evlilikten tarafıma 300 tl süresiz nafaka ve aslı astarı bulunmayan adı darp raporu gecen rapor yüzünden 18000 maddi manevi tazminat a hükmetmiştir.Bu düzenin bu kanunun değişmesi kadın erkek eşitliğinde erkeklerin bir canavar mış gibi ve banka gibi görülmemesi için elimizden geleni yapmalıyız.Ve ben asgari ücretle çalışan birisiyim 3 yıl çalışıp düğün yaptım 2 yıldırda mahkemelere ve avukatlara para yetiştiremiyorum ve hala afedersiniz ama bir kan emici gibi bilezik davası açtılar bilezikleri zorla almadığım halde konu başında belirtmiş olduğum asılsız darp raporuna istinaden eşya davası açılmıştır .Yaşım 29 ve bu durumdan kurtulamadım kaç yıl sonra bitecek bu davalar ve ben hala kurtulamadıgım sadece 30 gün evli kaldığım birisi için kaç yıl daha nafaka tazmit ödemek için çalışacağım insanlık mıdır?Sormak isterim vicdanlı insanlara.Türkiye de ki evlilik bir kölelik ve aile yapısını bozan kanunlar yüzünden binlerci kişi tekrar yuva kuramıyor korkuyor yada parası olmadığından ilk evlilikteki yabancılaşmış bir kişiye para yetiştiremediğinden dolayı bir kişi evlenip geçinemediyse bunun sonucu bu adaletsiz kanunlar olmamalıdır.Kimse evlendikten sonra başına ne geleceğini bilemez her evliliğin sona ermesi erkektenmiş gibi görülmemelidir çünkü adil değildir.Allah bu konuda zora düşen herkesin yardımcısı olsun inşallah..

  4. bu memlekette adalet sisteminin çöktüğünün ve erkeklerin modern köleler olduğunun en basit kanıtıdır, kamu kurumlarının bu duruma sessiz kalmaları.

  5. O kadar üzüldüm ki… Vallahi hiç mi hakkı yok erkeğin şu dünyada? Yazık çok yazık ! NAFAKA ZULÜMDÜR!

  6. 40 Yıllık örnek bir evlilikten sonra eşim, üzerine (bir yıl evvel habersiz ve nedensiz) “aile konutu” şerhi koydurduğu evimizi bana ciddi manada tadilat yaptırdı. Bu süreçte biz bir bina ötede oturan bekar (müşterek) evladımızın evine yerleştik. Evin tadilatı bittiğinde; ben ve bizimle birlikte yaşayan iki yetişkin evladımız evimize döndük. Ancak, eşim dönmedi. Dönmeme sebebi öğrenmek için kendisini telefonla aramama, eve giderek nedenini öğrenmek istememe rağmen benimle bir iletişime geçmedi. Bunun üzerine birer ay ara ile iki mektup yazarak, yaptığının “evi nedensiz terk” olduğunu ve bunun ağır sonuçları olduğunu hatırlatan mektupları evladımızla kendisine gönderdim. Bunlara da cevap vermedi. Bu arada bir yıl evvel evimizin üzerine “Aile konutu” şerhi koydurduğunu öğrendim. (Bilmeyenler için : Evli bir kadın isterse, yaşadıkları evin tapu kaydının üzerine “aile konutu” şerhi koydurabiliyor ve bu durumda ev kadının bir izni olmadan satılamıyor.) Avukatıma, eşimin habersiz ve nedensiz olarak yaşadığımız evin üzerine “ortak konut” şerhi koydurduğunu ve şu anda evi terk ettiğini ve bir neden göstermediğini ve benimle de bir iletişime geçmediğini; bize bu durumda, bir dava açarak, “ortak konut” şerhinin kaldırılmasını istemekten başka bir seçenek kalmadığını söyleyerek. Davayı açtık. Bizim bu davamızın hemen arkasından eşim, kendisini “üç yıldır aldattığımı, şiddet uyguladığımı” iddiası ile, bir boşanma davası açtı, bu dava ile birlikte “mal paylaşımı” da, istediler. Ancak, eşimin iddiaları, gösterdiği üç tanıktan hiçbiri tarafından doğrulmadı. Çünkü, ortada böyle bir durum yok. Ancak, boşanma davası ile birlikte, eşim, “kalacak yeri olmadığı” yalanı ile evi kendisine tahsis ettirdi, (biz kapı dışarı edildik) iş bununla da bitmedi, boşanma davası ile birlikte, sürekli “uzaklaştırma kararı” ile, aynı sokakta ayrı evlerde yaşayan çocuklarım, torunlarım ve dostlarımdan uzaklaştırılmaktayım. Her alınan uzaklaştırma kararına itiraz etmeme ve hiç bir taciz olmamasına rağmen uzaklaştırma kararı sürekli yenilenmektedir. İlginç bir şekilde davamızın görüldüğü aile mahkemesi hakimi, son uzaklaştırma kararını red etmiştir. Buna rağmen eşimin avukatı tamamı yalan iddialarla nöbetçi mahkemeden yeni bir uzaklaştırma kararı çıkartmış. İtirazımız üzerine verilen cevapta: “Bir neden gerekmiyor” denilmiş. Özeti, uzaklaştırmalar (soruşturulmadan) keyfi verilmektedir. Bu durumu, Meclis İnsan hakları Komisyonu’na yazdım. Gelen cevapta: “Yargıya karışamıyorlar” mış… ” Ya hu..!. bu yasayı siz çıkarmadınız mı? Düzeltin o zaman!
    Netice: Mal paylaşımı ile ilgili; benim 2002 yılından evvel sahip olduğum iki daire mal paylaşımına girmiyor. (eşim bunlardan bir şey alamıyor) bu arada (2016 sonu) işimi ortak olduğum çocuklarıma devrettiğim için şu anda (başka gelirim yok) sadece bir emekli maaşım var. Eşime buradan (en fazla yüzde otuz nafaka bağlanabilir) Bunun dışında eğer, benim kusurum, eşimin kusurunda daha fazla olursa, (ihtimaldir) 200-300.000 tazminat sözkonusu olabilir. Ancak: Eşim, evi terk nedeni olarak: “tadilatın uzun sürdüğünü oğlunun evinde rahat ettiği” beyanı ile açıkladığından, Yargıtay içtihatlarına göre evini “haksız ve nedensiz terk” etmiş sayılmaktadır. Bu durumda benim kusurum da görülmemektedir. Özetle: 6284 sayılı yasa, aile kurumunun temeline yerleştirilen bir dinamittir. TV dizileri, Batı tipi yaşam dayatması, bilinçli olmayan, çalışmayan kadını yanlış düşüncelere yöneltmektedir. Evlilik yanlış bir kurum değildir. Yanlış olan, kadın-erkeklerimizin bilinçlerinin ve sorumluluk duygularının gelişmemiş olmasıdır. Bu yasa ile batının tuzağına düşmüş bir İslam Ülkesi olarak Türkiye’mizin çok şey kaybedeceğini devletimizi yönetenler lütfen dikkate alsınlar. Elbette, annelerimiz, kız kardeşlerimiz, kızlarımız ezilmesin, bir haksızlığa uğramasınlar. Ancak, Batı’da kadınlar, donanımlıdır ve çalışmaktadır. Bizim sosyal dokumuz (Hristiyan) Batı yasaları ile örtüşmemektedir.

  7. Bir arkadaşım bundan on yıl önce evlendi ve 6 ay evli kaldı. Bir gün eşi olacak hanım efendinin canı sıkıldı evde götürebileceği her şeyi alıp evi terk etti.Ortada kesinlikle ne darp ne şiddet vardı ne de çocuk. Kadın psikolojik baskı gördüğünü iddia etti ve bulduğu sözde şahitlerle bunu destekledi. Bir ay sonra mahkeme kağıdı geldi ve mahkeme maddi-manevi tazminatla birlikte nafakaya hükmetti. Temyiz sonucunda manevi tazminat kalktı ama diğerleri kaldı. Arkadaşın psikolojisi bunu kaldıramadı ve çalışamaz hale geldi, nafakayı ve tazminatı ödeyemedi. Toplamda 6 ay hapis yattı ve tamamen hayattan koptu. Şu anda psikolojik tedavi görüyor, ilaca bağımlı şekilde yetmiş yaşındaki annesi tarafından bakılıyor.
    İşin en acı tarafı da mahkeme hastalığı yüzünden arkadaşın cezai ehliyetinin olmadığına karar verip nafakadan düşürdüğü hafta o kadının başka biriyle resmi nikah yapmasıdır. Elbet bir gün bunların hesabı sorulur.

  8. böylesi rezillkler bu ülkede olduğu sürece asla bu ülkede yaşanamaz , 28 gün evli kaldım , balayında adananın dışını göremeyen insan , sayemde kuşadasını , bodrumu , alanyayı gördü ama yemek yediği kaba tükürür misali , nankörlüğüyle bezdirdi beni canımdan , oda yetmedi evlendik evlendiğinin ertesi gün , hamile kaldı kaldıktan sonra bir türlü doktor kontrolüne gitmedi , en son babasının evinde ailemle beraber gittiğimizde üzerime yürüyüp parmağımı kıvırdı , parmağım çatlak ve kırık , ve duydumki çocuğumuda düşürmüş , hem çalışmıyor , hem işsiz , hem güçsüz , hemde egolu saygısız takıntılı ve bencil , işte bir anlık hata nelere mal oluyor “LANET OLSUN BÖYLESİ DÜZENE VE ADALETİNE”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir