Süresiz Yoksulluk Nafakası

2000 yılında 2. evliliğimi çalışmayan 1 tane kız çocuğu olan ev hanımı ile yaptım. Bu evliliğim 9 yıl sürdü. Bu evlilik süresince, Ankara GATA hemşirelik yüksek okulu 2. sınıfında okuyan kızına kendi 1. evliliğimdeki öz kızımdan, hiç bir zaman ayırım yapmadığım gibi, daha da fazlasını yaparak, okul ve tatil dönemlerinde maddi ve manevi desteğimi esirgemedim. Okul bitiminde ise kendime ait olan, Aydın il merkezindeki ev ve iş yerimi eşyalı olarak kiraya vererek Ankara'da kiralık ev tuttum. Ailece 2 yıl beraber kaldık. Kızına talip olan astsubay kişinin tayininin şark hizmeti bitimine kadar söz, nişan, nikah, düğün gibi işlemlerini kız ve erkek aileler olarak yaptık. Düğün bitiminden sonra tekrar geriye döndük. Bu konulara gerek benim ailem ve yakın çevrem gerekse karşı taraf tanık olmuşlardır. Bu anlattığım konularla ilgili yazı, resim, cd, davetiyeler halen elimde mevcut olup, acı bir anı olarak saklamaktayım. Kendilerini Allah'a havale ettim. Hiç bir neden olmaksızın, 2009 yılında sadece bayanın kendi ifadesine dayanarak, darp, şiddet, rapor vs. kanıt olmaksızın boşanma davasını kendi bir bahane uydurarak açtı ve dava 3 yıl sürdükten sonra sona erdi. Boşandık... Kendisine yoksulluk nafakası ödemeye hükmedildim. Katkı payı davası ise halen devam etmektedir. Kişinin kendi adına gayrimenkulleri bulunmakta, vefat eden babasından dul ve yetim aylığı bulunmakta olup, kasıtlı olarak nafaka alabilmek için SGK'dan talep etmemekte, annesiyle birlikte hem babasından kalan aylığı hem de nafaka almaktadır. Sağlık hizmetini ise şu anda çalışan kendi kızı üzerinden yararlanmaktadır. Mahkeme, bütün sunulan bu belgeleri (dava dosyasında mevcut) dikkate almamıştır. Çocuk yok, şiddet yok, darp yok, kanit yok... Sadece kendi ifadesi dikkate alınmıştır. Mecliste görüşü biten 26/1 399 sıra sayılı rapor önerileri olan, 6284 kadını koruma yasası yeniden düzenlenmeli ve kanita dayandırılmalıdır. TMK 175/176. maddeleri yeniden düzenlenmeli. Yoksulluk nafakasına hükmedilirken, mahkemeler, boşanma aşamasında mal varliklarının ve gelirinin olup olmadığı tam olarak araştırılmalıdır. Ayrıca tüm tapu kayıtları, SGK bilgileri de iyice araştırılmalı ve süresiz nafakaya hükmedilmemelidir. Mutlaka süre getirilmelidir. Süre sonunda ise oluşturulacak fondan karşılanmalıdır. Bu yasalar fırsatçı ve kötü niyetli, çalışmadan, paraziter yaşam isteyenlere fırsat vermektedir. Boşanan kadına öncelikle kadının boşanmış olduğu, yıllardır yüzünü dahi görmediği boşandığı eşi değil, öncelikle kendi 1. derece yakinları (kızı, oğlu, damadı, kardeşi anne, babası) hukukta mevcut olan yardım nafakası verilmelidir.

Kemal Uzun

1, “Süresiz Yoksulluk Nafakası” hakkında görüş bildirdi

  1. 1988YILINA KADAR YOKSULLUK NAFAKA SÜRESİ 743 SAYILI MEDENİ KANUNA GÖRE 1(BİR) YIL.1988 YILINDAN SONRA 3444 VE 4721 SAYILI KANUNLA 1YIL SÜRELİ OLAN YOKSULLUK NAFAKASI SÜRESİZ(ÖMÜR BOYU) OLARAK YÜRÜRLÜĞE GİRİYOR.YÜRÜRLÜKTEKİ BULUNAN KANUNLAR GEREĞİ ,AİLE MAHKEMELERİ TARAFINDAN UYGULANMAKTADIR.BU UYGULAMA SONUCU BİNLERCE KİŞİ VE AİLELER MAĞDUR DURUMDADIR.SÜRESİZ(ÖMÜR BOYU) YOKSULLUK NAFAKASI SÜRELİ OLMALIDIR.NAFAKA HAPİS CEZASI KALDIRILMALIDIR. MECLİSTE GÖRÜŞÜ BİTEN 399 SAYILI KOMİSYON RAPOR ÖNERİLERİ DOĞRULTUSUNDA YASA ACİL OLARAK DÜZENLENMELİDİR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir